Cevapla 
 
Derecelendir
  • 0 Oylar - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
11 Eylül Yönetmenleri
01-11-2010, 03:29 PM
Mesaj: #1
11 Eylül Yönetmenleri
Kuleler yıkılırken siz neredeydiniz?

Yapımcı Alain Brigand uluslararası üne sahip 11 yönetmeni kendi kültürlerine, anılarına, hikayelerine ve dillerine bakmaya ve 11 Eylül olayları ve etkileri hakkında 11 dakika, 9 saniye 1 kare süren -11'9"1- bir çekmeye davet etti. 11 usta yönetmen 11 Eylül ile ilgili soruları yanıtladılar...


Samira Makhmalbaf
Claude Lelouch
Yusuf Åžahin
Danis Tanovic
Idrissa Oudregga
Ken Loach
Alejandro Gonzalez Inarritu
Amos Gitai
Mira Nair
Sean Penn
Shohei Imamura

Samira Makhmalbaf - İRAN

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Televizyonda ikiz kulelerin yıkılışını ilk izlediğimde, gördüklerime inanamadım. Önce, özel efektlerle dolu bir film sandım, sonra birdenbire farkettim ki görüntüler gerçekti. New York'ta ki arkadaşlarım aklıma geldi. Bir ay boyunca orada kalmıştım ve kentte pek çok arkadaşım vardı. Bir kaç saat sonra, Amerika'nın Afganistan'ı vurmak istediğini duyunca bir ay önce İran-Afganistan sınırında fotoğraflarını çektiğim kadın ve çocuklar aklıma geldi. Onlarla da bir ay geçirmiştim. Bu yüzden çifte bir gerginlik yaşadım, hem Amerika'da, hem de Afganistan'da dostlarım vardı.

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

11 Eylül evrensel bir vaka. Küreselleşme sayesinde olayın anında dünyanın dört bir tarafına iletilebilmesini de bu vakanın bir parçası. Her ne kadar Afganistan'da son 20 yılda ikibuçuk milyon insan savaş ve kıtlık nedeniyle öldülerse de, bu gerçek, görüntüler canlı olarak yayınlanmadığı için unutuldu. Bu görüntüleri gördükten sonra, görselliğin gücünü bir kez daha farkettim. Farkettim ki, küreselleşme için görsel medyayı kullanma gücü herşeyden daha önemli. Eğer haberler, radyo aracılığıyla, görüntüsüz olarak verilseydi, kimse olanlara inanmazdı. Olayı farklı açılar ve perspektiflerden değerlendirebilmek için ve görüntünün üzerimizde yarattığı monoloğu, diyaloğa dönüştürebilmek için, farklı kültürlerden insanların bir araya gelmesi gerekiyordu.

Tek boyutlu gerçeklik, gerçeğin tamamını kapsamaz. Bu tarz tek boyutlu gerçeklikler insanlığın içindeki uyumu bozup, yanlış anlamaları artıyor. Gerçek kişilerin bakış açılarından bağımsızdır. Evrensel gerçeklikten bahsettiğimizde de olaylara küresel bir bakış açısıyla yaklaşmalıyız. Her ne kadar bu bir kısa film olsa ve beni konuyla ilgili uzun metrajlı bir çalışma yapmaktan alıkoysa da, böyle görsel bir diyaloğa katılmanın insaniyet adına önemli bir çaba olduğunu düşünüyorum.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Filmlerin dolayısıyla pek çok festivale katıldım. Pek çok ülkede bulunma fırsatı buldum. Olayların öncesinde de, Afganistan gibi yoksul ülkelerle, refah düzeyi yüksek, gelişmiş ülkeler arasındaki ervensel çelişki üzerine bir film yapmayı düşünüyordum. 11 Eylül, bana bu küresel ikilem üzerinde düşünülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Pek çok insan 11 Eylül hakkında konuşuyor ama pek azı gelişmiş ve yoksul ülkelerin arasındaki farka değinen böylesi etkinliklere katılıyor. Yoksullar kendi yoksullukları içinde boğuluyorlar, zenginlerse kendi zenginliklerinin içinde. Kimse bu farkın; sıcak iklimle soğuk iklim arasındaki bu derin farkın, güçlü bir fırtına yaratabileceğini düşünmüyor.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Doğulu bir kızın, batıda olan olaylar yüzünden karşı karşıya kaldığı tehditleri göstermek istedim. Doğulu bir kızın, oradaki hayat hakkında tamamen habersiz olabileceğini göstermek istedim. Doğuda yaşayan bir kızın, batıda olan bir olay yüzünden hayatı değişebiliyor. Batıda yaratılan bir fırtına, doğudakileri vurabiliyor.

Batıdaki bir şehirde yıkılan iki kulenin, doğudaki pek çok şehirde yıkıma yol açabildiğini anlatmak istedim. Kulelerin yıkımında hiçbir rolü olmayan, hatta o kulelerin varlığından bile haberdar olmayan insanların bu olay nedeniyle yerlerinden yurtlarından olabildiklerini göstermek istedim.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

O kulelerin yıkılışını gördükten ve Amerika Afganistan'ı bombaladıktan sonra New York'taki arkadaşlarımın iyi olduğunu öğrendim ve Afganistan'a gidip, çabalarım ne kadar kişisel ve etkisiz olucak olursa olsun, Afgan çocuklarına yardım etmek istedim. Afganistan'a gittiğimde Amerikan bombardımanı sürüyordu. Bir süre sonra kullanımı yıllardır yasak olan sinemaların açıldığını ve çalışmaya başladıklarını gördüm. Bu beni çok mutlu etti ve bu filmi yapmaya karar verdim.

Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Bir anne nasıl doğuracağı çocuğun tam olarak boyunu ve kilosunu bilemezse, bir yönetmen de çekeceği filmin uzunluğuna önceden tam olarak karar veremez. Elbette bazı standartlar var. Uzun metraj bir filmin 70 ile 120 dakika olacağını bilirsiniz ancak filmin öncesinde dakika, saniye ve kareyi belirlemek çok zordur. Bu yeni bir ayakkabı yapıp, ayakkabıları giyecek adamın ayaklarını ayakkabıya sığdırmak giydirmek gibi bir şey.

Filmle ilgili sadece iki kısıtlama vardı. Film, 11 eylül olayları ile ilgili olacaktı ve süresi 11 dakika, 9 saniye ve 1 kare olacaktı. Düşüncelerimi, sınırları önceden belirlenmiş bu potaya öyle bir dökmeliydim ki, tek bir damla bile dışarı düşüp kaybolmamalı, tek bir ekstra damlaya bile yer kalmamalıydı. Bu durum, bana şiirlerini rubailer şeklinde yazan şairleri anımsattı.

Bu filme dönecek olursak, "11 dakika 09 saniye ve 1 kare" bir metefordu ve bu metafor filmin doğasının bir parçası haline geldi. Filmden pek çok şeyi çıkarmak ve pek çok detayı değiştirmek zorunda kaldım. Zaman kısıtlamasına uyma zorunluluğunun baskısı ve bu durumun kendi içinde bir takım zorlukları vardı.


Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısından ve çekim sürecinden bahsedebilir misiniz?

Kameranın çalışmaya başlaması, makineli bir tüfeğin gerçekliğe ateş etmesine benziyor. Kamera arkasının ve çekim araçlarının önemini azalttığımız ölçüde gerçekliğe erişme beklentimiz de artıyor.

Eğer bu filmin kamera arkasını seyretme fırsatınız olsa, küçük bir kızın tüm o ekipman ve ekibin arasında, setin hazırlanmasını bekleyişine ve rolünü olabildiğine gerçekçi bir şekilde oynamaya çalışışına tanık olurdunuz. Diyebilirim ki, kamera ve teknip ekipman, gerçekliğe saniyede 24 kurşun atıyor.

Yönetmen filmin ruhunu, bizim gibi bu tekniklere aşina insanlara değil, 7 yaşındaki bir çocuğun ellerine bırakıyor. Eğer teknik ekip, halkın arasından seçilmiş sıradan insanlar olan oyuncuları ezmeye kalkarsa, göreceğiniz fabrikasyon bir üretim olur, hayatın şiiri değil.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan çalıştılar. Bu sizin için sorun oldu mu?

Yönetmenlerin birbirlerinin yaptığı filmleri bilmemeleri, filmdeki çok seslilik hissini güçlendiriyor. Film çekerken, oyuncuların senaryoyu okuyup diğer oyuncuların tepkilerini öğrenmelerini istemem. Konuşmalar, gerçek hayattakine benzemelidir. Oyuncular karşı tarafın ne söyleyeceğini bilmezler. Pek çoğu, çekilecek bir sonraki sahneyi bile bilmezler. Bu ortak çalışmanın yapımcıları da, 11 yönetmenin çektiği ve kendi içinde bir harmonisi olan ve sonuçta bu birlikteliğin tek bir bakış açısı doğurduğu bir film yaratmak istediler.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç görevini üstlenebilir mi?

Dünya üzerinde egemen güçler, tek bir fikri uydu araclığıyla dünyanın dört bir yanına yolluyor. Bu filmde ise farklı fikirler, tek bir etkileşim aracı ile dünyaya sunuluyor. Dünyanın dört bir yanından sesler duyabiliriz. Her ne kadar bu sesler, uydulaın yarattığı parazitler yüzünden net duyulamasa da, şurası kesin ki, gelecek kuşaklar bu seslerin yarattığı müzikle dans etmeye ve aradaki 'es'lerde durup daha derin düşünmeye devam edecekler.

11'09''01 gibi bir filmin, BBC veya CNN yayınları gibi düya üzerinde, bir gecede büyük bir etki yaratmaları bekliyor değilim. Ancak tıpkı Einstein'ın, atom teorisine getirdiği yenilikler gibi, filmin de toplumun bakış açısını zamanla ve keskin bir biçimde değiştireceğini düşünüyorum.

Eğer savaş kavramı, sabit fikir ve monolog üzerine kuruluysa; barış, fikirlerin çeşitliliği ve bu fikirlerin diyaloğunu araç olarak kullanmalı. Şunu unutmamalıyız ki, ne zaman insanoğlunun ağzı kapatılıp, konuşması engellense; silahlar konuşmaya başlar.


11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Çekilen her film, yönetmeninde önemli bir iz bırakır. Derinlerdeki anılarımız, hayata dair tecrübelerimizle doludur ve her yeni film benim için yeni bir hayat tecrübesidir.

Bu durum seyirci için de pek farklı sayılmaz. Çekimleri 11 gün süren "Elma"yı yaparken, 11 yıl boyunca doğu kadınının esaretini yaşamış gibi hissetmiştim. "Karatahta"yı yaparken, yıllarca o dağlarda gezinmiş gibi hissetmiştim.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Küreselleşme sorununu ne zaman düşünsem aklıma, iletişim araçlarının gelişimi ve bu araçların sundukları imkanlar geliyor. Bu, bir gün tüm ülkelerin aynı hayat standartlarında, adil ve eşit bir şekilde yaşacakları anlamına mı geliyor? Farklı ülkelerde bulunup, Afganistan ve gelişmiş ülkelerin arasındaki farkı gördükçe aradaki fark beni hayrete düşürdü.

Çöken binaları, canlı olarak televizyonda izlediğimde, bunun kısa bir süreliğine olsa da, tüm insanlık için çökenin kendi evleri olduklarını düşünebilecekleri ve kendilerini başkalarının yerine koyabilecekleri özel bir an olduğunu düşündüm. Şunu sormak zorundayım, neden dünya üzerinde, kimsenin yaşayanların acıları ve çektiklerini bilmedikleri, Afganistan diye bir devlet var ki?

Hala bu koca dünya üzerinde pek çok ülke sanki hiç yokmuşlarmış gibi, duyulmadan ve görülmeden yaşıyor. Tüm küreselleşme trendlerine karşın, dünya üzerinde hala hiçkimsenin bilmediği ve içinde yaşayanlar için sinema denilen şeyin gerçek dışı olduğu yerler var.

Görünen o ki, televizyonda gösterilmeyen hiçbirşey gerçek sayılmıyor. Zengin devletler, ancak kendi çıkarları tehlikeye düştüğünde yoksul ülkeleri dikkate alıyorlar. Ancak o zaman tüm devletler ve medya bu konuya önem veriyor.


diğer yönetmenler...

Claude Lelouch - FRANSA

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Oğlum beni arayıp televizyonu açmamı söylediğinde, son filmimin çekimlerinin tam ortasındaydım. Kabustan uyanıp film çekimlerine geri dönebilmem günler aldı.


Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

Sorgulamadığım şeyler var. Eğer 11 Eylül olayları bir yönetmeni harekete geçiremiyorsa, ne geçirir bilemiyorum.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Tabiki bunu göz önünde bulundurdum ama bu düşünce çok müstehcendi. Ve bu konuda düşünmeyi bıraktım.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Bu olayların medyada yansıtılmasından o kadar etkilenmiştim ki, kendime dünya üzerinde bu olaydan haberi olmayan tek bir kişi kalmış mıdır diye sordum.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Teklifi aldıktan sonra, düşünmeye ihtiyacım olduğunda genelde yaptığım gibi koşuya çıktım. Boulogne ormanında konuşmaya dalmış sağır-dilsiz bir çiftle karşılaştım. "Une Fille et des Fusils" den beri bu sessiz dünyaya hayranlık duyuyorum. Neden ölenlerin anısına hürmeten 11 dakikalık sessizlik olmasın diye düşündüm.

Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Beklenen özellikleri yakalamak için uzatıp kısaltabileceğim bir sahne vardı filmde.

Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısı ne yöndeydi?

Dünya savaşına hazırlanan askerler gibi... Ama içlerinde iyi bir ruhla.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

Diğer hikayeleri bilseydim çalışırken tedirgin olurdum. Çünkü seçildiklerini bildiğim bütün yönetmenler benim sinematik görüşüme göre yüksek yerlerdeler. İzleyici olduğunuzda bile kollektif bir filmi izole bir şekilde yapmak insana pek çok avantaj sağlıyor.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olabilir mi?

Ben hep dünyanın hafızasının sinemanın doğumuyla başladığını düşünmüşümdür. Ne zaman toplama kamplarından görüntüler görsem, bir daha asla kimsenin böyle bir şey yapmaya cesaret edemeyeceğini düşünürüm. Bu yüzden 11 Eylül'e benzer bir olayın asla tekrarlanmayacağını umuyorum.

11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Şüphesiz ki, bilinçaltından etkileri olacak.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Bize önemsiz de gelseler hayattaki her olayın öncesi ve sonrası vardır.



diğer yönetmenler...

Yusuf Şahin - Mısır

Eğitimimi 18 yaşında aşkın ilk sarsıntılarını hissettiğim California'da aldım. Erkek yurdu yöneticisi olan Thea adında bir kadınla ile bekaretimi kaybettim. Her ne kadar geç de olsa, şimdi filmlerim Amerika'nın bütün prestijli üniversitelerinde gösterildiği doğru. Dürüst olalım hangimiz, Fred Astaire'in zerafeti ya da Cyd Charisse'in bacakları ile baştan çıkmadı? Sonra adaletsizlik, çifte standart ve bildirilen düşmana karşı açıklanamaz bir değişim başladı. Rüyasının hiç bir ceza görmeden defalarca mahvedildiğini izleyen tutkulu bir Amerika aşığının aldatılmış ve kızgın hissetmesine kim bir şaşırabilir?



diğer yönetmenler...

Danis Tanovic - BOSNA-HERSEK

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Paris ve Bordo arasında bir uçaktaydım. Çok şaşırdım ve üzüldüm. İki his arasında gidip geldim. Önce şaşırdım sonra, derin bir üzüntü duydum.

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

Pek çok sebebi var. İlk olarak her sanatçının kendi zamanının sorunlarına tepki vermesi gerektiğini düşünüyorum. New York'da olan olay çok ciddiydi, buna tepki vermenin bir şekilde bizim görevimiz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Saraybosna'dayken ne zaman orada olanlar hakkında konuşan birilerini görsem, olayların unutulmadığını görmek için yanıp tutuşuyordum. Filmimi bu fikir üzerine kurdum, insanların olayları unutabilirliği üzerine. Çünkü dünyada olanları çok kolay ve çok çabuk unuttuğumuzu düşünüyorum, Bosna'dan, Çeçenya'dan ve Ruanda'dan bahsediyorum. Bu olaylar bir kaç gün gazetelerin ilk sayfalarında yer aldılar ve sonra unutuldular.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Duygularımı ropörtajlarda tabi ki dile getiriyorum. Fakat bir sanatçı olarak herşeyle ilişkinizde bir mesafe olması gerekiyor. Mesafe şart. Çok yaklaştığınız takdirde, olayları net bir şekilde göremezsiniz. Bu olayları düşündüysem bile onları bir filmde yorumlamayı düşünmemiştim.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Bu kişisel tecrübelerimden mi kaynaklanıyor bilemiyorum ama sonuç olarak ifade etmek istediğim şey, derin bir keder, neredeyse bir çığlıktı. Bu tür olayların sona ermesi gerektiğine, bunları durdurmamız gerektiğine dair ve hepimizin durup bu dünyaya ne yaptığımıza bakamamız gerektiğine dair bir çığlık. Çünkü dünya bu haldeyse onu biz bu hale getirdik. Tesadüfen olmadı.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Hemen değil. Uzun bir süre bunu nasıl yapacağımı düşündüm. En baştan beri, Bosna'dan bahseden bir şeyler yapmak istediğimi biliyordum. Bu dehşete benzer bir şeyler yaşamış insanların, bu insanların başına gelenleri diğerlerinden daha iyi anlayacağını göstermek istiyordum. Benim için Bosna'daki en büyük trajedi 11 Temmuz 1995'de Srebrnica'da gerçekleşti. O günden beri her ayın 11'inde Srebrenica'daki kadınlar sokaklara dökülüyorlar. Çıkış noktam bu oldu.


Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Senaryo aşamasında çok fazla sorun çıkmadı. Bu sembolik süreye uygun olacak bir hikaye düşünmeye çalıştım. Başından beri bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünüyordum. Hala da öyle düşünüyorum ama tabi ki hikayenin uzatılabilecek ve kısaltılabilecek kendi zamanı ve ritmi olması gerektiğine de inanıyorum. Aslında en zor kısım kurguydu, çünkü çok az zamanım vardı ama sonuç olarak başarılı olduğumu düşünüyorum. Bu yüzden atmosfer üzerine kurulu bir film yaptım, bu benim hikayeye zarar vermeden zamanla oynamama izin verdi.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

İlk olarak bu gruba seçildiğim için çok gurur duydum çünkü gruptaki yönetmenler, en sevdiğim filmlerden biri olan The Ballad of Narayama'nın yönetmeni olan Imamura gibi gençliğimden beri hayran olduğum isimlerden oluşuyordu. Tabi ki çok gurur duydum, ama daha çok hikayeye odaklandım. Ben bizim, yönetmenlerin önemsiz olduğumuza inanıyorum, önemli olan filmdir

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olabilir mi?

Her zamanki gibi bu çift taraflı bir oyun; şahsen ben kendimi hem bir idealist hem de bir karamsar olarak görüyorum. İdealist olduğumu söylüyorum çünkü hala dünyayı değiştirebileceğimize inanıyorum. Buna inanmasam yapmış olduğum filmleri yapmazdım, buna eminim. Diğer yandan mecburen karamsarım çünkü biliyorum ki hiç bir şey sizin istediğiniz gibi olmaz, bu çok zor. Ama her zaman dediğim gibi bir kaç kişinin fikrini bile değiştirebilirseniz, bu bir başlangıçtır.


11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Hayatımızda olan olayların öyle ya da böyle bizi etkilediğine inanıyorum. Okuduğum her kitap beni etkiliyor, dinlediğim her şarkı, başıma gelen her olay... Dünya durmadan değişiyor, biz de öyle ve şurası kesin ki New York'da meydana gelen olay gibi büyük bir olay istesek de istemesek de hayatlarımızı etkiliyor.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Evet, ama bu durumda neden? Bu yoğunlukta trajediler her gün gerçekleşmiyor ve bu durumda farklı olan, bu olayın gezegendeki en güçlü ülkede meydana gelmiş ve kullanılan yöntemlerin dünyanın görünüşünü değiştirmiş olması. Bu bağlamda, evet çok şey değişti. Uçakla seyahat edin, farkı göreceksiniz. Küçük, günlük detaylarda göreceksiniz. Parçalanma diyecek kadar ileri gitmeyeceğim, dünya daha büyük trajediler atlattı 1. ve 2. dünya savaşları örneğin, sonra dünya dönmeye devam etti, cehennem döngüsü yeniden başladı, her şey bir süre sakin gitti ve sonra ne yazık ki yeniden başladı.



diğer yönetmenler...


Idrissa Ouedraogo - BURKİNA FASO

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Arkadaşlarım bana korkunç haberi verdiklerinde Paris'de bir kafedeydim. O anda kafam bir sürü soruyla doldu. "Bunu kim yaptı? Neden?" Sonra kendi kendime dünyanın tersine döndüğünü ve birşeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Ama ne?

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

İlk olarak her zaman saygı duyduğum ünlü sanatçılarla aynı toplu projede yer almak benim için büyük bir onur. En önemlisi, 11 Eylül hakkında bir film yapmak benim için vicdanın yeniden doğuşuna kendimce katkıda bulunmanın ve her şeye rağmen umudun hala varolduğunu ifade etmenin bir yoluydu.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Evet basın aracılığıyla ifade ettim.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Ben Batı Afrika'dan, Burkina Faso'dan geliyorum. Bütün Afrika'lılar gibi ben de saldırılardaki vahşetten dolayı şok oldum. Onlar gibi, ben de ailelerin, kayıplarının ve bütün Amerikan halkının acısı paylaştım. Ayrıca (bütün Afrikalılar gibi) aynı dayanışma dalgasının sıtmadan, Aids'den, kuraklıktan ve kıtlıktan kurtulmuş bir Afrika yaratılması için ortaya çıkmasını bekliyorum.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Fikir aklıma çok çabuk geldi. Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki ilişkilerden doğan sorunlar uzun süredir aklımı kurcalıyordu.

Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Çok fazla kısa film çektim, sürenin kısıtlı olması bu yüzden hiç problem yaratmadı.

Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısı ne yöndeydi?

Çok şanslıydım, teknisyenler ve oyuncular benim için bir aile gibiydi. Yaptığım işe sonuna kadar güvendiler.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

Her yönetmen açık bir zihinle ve "karşılaştırma" denemelerinden kurtulmuş ve daha pozitif ve etkili bir şekilde, dünyanın kendi köşesinde, kendi yaşadığı çevreye uygun bir şekilde 11 Eylül olaylarına tepkisini verdi. Bunun kolektif bir çalışma olması her yönetmeni kendi dilinde konuşmaya ve maksadında dürüst olmaya teşvik etti.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olabilir mi?

Bizim için 11'09"01', dünyaya dair yeniden umut sahibi olmak ve milletler arası kalıcı köprüler kurmanın tek yolu olan kültürel farklılığın anlaşılmasını desteklemek hakkında. Sinema barışa tam da bu şekilde katkıda bulunabilir.

11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Küresel boyuttaki her olayın hayatlarımıza etkisi vardır. Bu olaylar, geleceğin entellektüel ve sanatsal gelişiminin yönlenmesine güçlü etkileri olur.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Bu noktada kültür, milletler arası ilişkilerin gelişmesinde çok gerekli bir rol oynuyor. Sadece kültürel çeşitliliğin, fanatizm ve egemenliğe karşı koyabileceği çok açık.



diğer yönetmenler...

Ken Loach - İNGİLTERE

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Midlands'da annemin evindeydim. Saldırının gözü karalığı ve korkunçluğu karşısında şaşkına dönmüştüm fakat, geçmişe dönüp baktığımda böyle bir saldırının kaçınılmaz olduğunu gördüm.

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

Bu olayların yorumları -bekleneceği üzere- baskın bir şekilde, politikacılara ve onların temsil ettiği kar anlayışına kölelik eden ve onlar tarafından yönlendirilen kitle iletişimi tarafından yapılıyordu. Başka sesler de gerekliydi.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Direkt olarak deÄŸil.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Filmin kendisi için konuşmasına izin vermeyi tercih ederim.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Şilili bir arkadaşla yaptığım alakasız bir konuşmadan sonra.

Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Televizyonunda benzer kalıpları empoze etme eğilimi var.

Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısı ne yöndeydi?

Başrol oyuncusu için acı verici ama gerekli bir tecrübe olduğunu düşünüyorum.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

Neyseki katkıları dengelemek yapımcının görevi.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olabilir mi?

Sinemanın, hangi türüyle olursa olsun gazetecilikten daha yansıtıcı olduğunu ve bu yüzden daha uzun süreli bir iletişim sağladığını düşünüyorum. Sinema daha büyük bir hareketin parçası olabilecek faydalı şeyler ortaya koyarak katkıda bulunabilir.

11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Özellikle değil. Bu sarsıcı etkisi süren ve zaten bilinen bir olaydı.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Hayır. Bu Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon tarafında temsil edilen güce karşı sembolik bir saldırıydı. Bu güce karşı olan tepki pek çok şekilde ifade edilebilirdi. Amerikan Hükümeti, dünyanın her köşesinden düşmanlar kazanmadan, uzun zamandır davrandığı gibi davranmaya devam edemezdi.



diğer yönetmenler...








Alejandro Gonzalez Inarritu - MEKSİKA

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

4 gündür Los Angeles'daydım yeni filmimin çekimlerine başlamıştım. Paradoksal bir biçimde, kendime ailemle birlikte yaşayacak güvenli bir yer arıyordum. Meksika'nın çocuk yetiştirilemeyecek kadar tehlikeli ve sert bir yer haline geldiğini düşünüyordum ki, Amerika'da bizi teröristler karşıladı. Sabah erken saatte Meksikalı asistanım aradı. Olan biteni, naklen seyrettim. Ellerim titriyordu. Kendimi iki üç gün boyunca televizyonun önünden alamadım.

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

Doğrusunu isterseniz, teklifi kabul etmek konusunda kararsızdım. Olay o derece büyük ve karmaşıktı ki kendimi bu olay hakkında konuşabilmek için olaya yeterli mesafede değilmişim gibi hissettim. Olaya sonsuz açıdan yaklaşmak mümkündü. Kurgusal herhangi bir şey çok hafif, çok yüzeysel kalacaktı. Daha sonra farkettim ki, politik veya felsefi bir tavır belirtmektense, inanılmaz değerdeki yönetmenlerle birlikte, o gün hissettiğim derin üzüntüyü, korkuyu ve karanlığı ifade edebilirdim.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

11 Eylül'ü takip eden günlerde oldukça karmaşık duygular içindeydim. Duygularımı dışarı vurmak için fotoğraf çektim. Fotoğraflarım o an için politik açıdan yıkıcı oldukları gerekçesiyle bir Amerikan dergisi tarafından yasaklatıldı. Kızdım, köpürdüm, hayal kırıklığına uğradım. Tek yapmak istediğim dikkati, tehlikelere, adaletsizliğe, ve Afganistan'da olan bitenin doğurduğu trajik sonuçlara çekmekti. Bu ülkede tekrar, tuhaf bir milliyetçilik doğdu. Çektiğim o fotoğraf serisine "Işıktan kör olmuş" adını verdim. Sizin de gördüğünüz üzere, bu kısa filmle de aynı şeyi yapmaya çalışıyorum. Güneş size yolunuzu gösterebilir, ancak ona çok fazla bakarsanız gözlerinizi kör de edebilir.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Ben bu olayın politik yanının ötesinde, insan doğasının karanlık yönü ile ilgili kısmını anlatmak istedim. Bu olay Bush ve Osama'dan daha çok Cain ve Abel ile ilgili. Bu daha çok insanların kendilerine göre deforme ettikleri Tanrı kavramını kullanarak, arzu ve korkuları ile başa çıkmak üzere yaptıkları eylemlerle ilgili bir sorun. Bu hem batıda hem de doğuda olan bir şey. Bu fanatizm, kökten dincilik, ve Tanrı kelamını yanlış yorumlamakla ilgili. Tanrının ışığı yanlış yorumlandığında insanlara yol göstermekten çok onları kör ediyor. Kendimi 11 dakika boyunca süren politik bir vaaz ve retoriğin içine atmaktansa, o günün acısını çeken insanları anlatmayı tercih ettim. Bush ve Osama'nın terminolojilerini inceledeğinizde, oldukça ürkütücü bir sonuç ortaya çıkıyor. Her ikisi de, iyiyle kötüden, tanrı ile şeytandan bahsediyorlar ki tüm bu kavramlar son derece subjektif ve hassas konular. Sorun dünyanın her iki tarafı için de aynı.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Bu kısa film, benim için komünal bir deneyim; ülkemdeki Chamula kızılderilileriyle birlikte, o gün ölen masum insanlar için söylediğimiz kollektif bir duaydı. Chamulaların bu duaları bir nevi zikirdi. Bu duaları, o güne ait yaraları sarabilecek kendimden ve ülkemden bir hediye olarak gördüm. Bu hediye sadece Amerikan halkı için değil, bütün insanlık için, o gün orada olanlar ve ardından olmayan devam eden şeyler için aynı zamanda. Chamula'lar ışığa yalnızca karanlık ve acı dolu bir yoldan ulaşılabileceğini ancak bunu sadece gerçekle yüzleşebilen ve gözlerini kullanmayı bilenlerin başarabileceğini düşünürler.

Sabaha karşı üçte karanlık odamda uyandım. Her yer kapkaraydı. Bu, 11 Eylül'le ilgili olarak hatırladığım görüntü ve hissin aynısıydı. Film boyunca kullandığım tek görüntü olan gökdelenden düşen insan imgesi, İkarus'un düşüşünü simgeliyordu. Düşenler sadece onlar değil, hepimizdik. Gökdelenin yıkılışı, her katındakilerin ayrı bir dil konuştuğu mitolojik kule Babil'in yıkılışını, küresel uygarlık denilen o romantik fikrin yok oluşunu temsil ediyordu.

O gün gerçeğin, kurguyu öldürdüğünü düşündüm. Olayın hikayesi ve görüntüleri binlerce kez anlatılmıştı. Ben de bir film yapımcısı olarak, bir adım geri atmayı ve 11 dakikalık görsel bir sessizlikle olayı anmak istedim. Siyah ile acı ve ölüm simgelenirken, beyazla toparlanma ve iyileşme simgelendi. Bence ses, sessizlik ve müzik, sinemanın sadece bir kısmı olmasına rağmen oldukça güçlü bir öğe. Bu film sessiz sinemanın anti-tezi.

Kısa filmin 11 dakika, 09 saniye ve 01 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Bir öykü yaratıp, izleyiciye onu aktarmaktansa, insanları korkuları ve kendi görüntüleri ile yüzleştirmeyi seçtim. Bu sayede, insanlarda bir katarsis hissi yaratmak istedim. Ne tuhaf ki bunu yapmanın tek yolu görüntüyü kullanmamaktı. Benim için bir yönetmen olarak zor olan, sol elimi kullanmadan bir hikaye anlatıp, bir duygu yaratmaktı. Bu benim için zaman kısıtlamasından daha zorlu bir problemdi. Bu hikayenin daha önce anlatıldığını göstermek için, sadece iki renk ve dünyanın dört bir köşesinden yüzlerce farklı, gerçek ve korkutucu ses kullandım. Bu bir kısa film yapmak için oldukça ters ve soyut bir yoldu. Her zaman için kısa film çekmek, uzun metraj çekmekten zordur, ama bu içlerinde en zor olanıydı.

Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısı ne yöndeydi?

Oyuncu kullanmadım, kamera kullanmadım, ekibim yoktu, senaryom yoktu, hiçbir şey yoktu. Sadece müzikle ilgili içgüdülerim ve kırmzılar giymiş bir adamın Dünya Ticaret Merkezi'nden düşüşünü gösteren görüntü bana bu zorlu yolculukta rehberlik etti. O adam benim ilham kaynağımdı çünkü düşerken ne düşündüğünü merak ediyordum. Düşen insanların görüntüsü kafama bir metefor olarak kazıdım: İkarus gibi düşen insanoğlu. Kendi bakış açımın geri planda tutup, seyircinin kensidini, o binanın içinde öngörülemeyeni bekleyen insanların yerine koymasını istedim. Filmin, sinema salonunda karanlık bir ekrana bakan seyirci için de, o binalarda ne olacağını bilemeyen kişiler kadar bilinmez bir deneyim olmasını istedim.

Bir açıdan kendisi de bir terörist gibi davranan Amerikan basınının şizofrenik mesajlarını dinleyerek bir kaç gün geçirdim. Medya bu olayı seyreden ve dinleyen insanları terörize ediyordu. Bu yüzden bu filmi bir fragman hazırlar gibi hazırladım. Bu gerçeğin, hayatımızın fragmanıydı ve içindeki tüm sesler o gün içinde kaydedilmiş gerçek seslerdi. Buna karşın 11 Eylül'ü takip eden günlerde medya olayı içinde karakterler ve kahramanlar barındıran bir hikaye olarak satmaya başladı. Bu yüzden, makul bir hikaye anlatmadım. Olayı hatırladğım gibi aktarabileceğim bu çalışmayı yaptım. Esas kabus, bunu yapabilmek için ihtiyaç duyduğum 60 farklı sesle ilgili telif sorununu aşmaktı. Aynı zamanda Gustavo Santaolalla, Anibal Kerper, Martin Hernandezle tekrar çalışmak ve Osvaldo Golijov ve Kronos Dörtlüsü ile ilk kez çalışmak bu deneyimi tam ve zahmete değer kıldı.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

Yaşadığım endişeyi, siyah-beyaz soyut bir resim yapan ressamın, Rönesans resim müzesinde resminin sırıtıp sırıtmayacağı ile ilgili duyduğu kaygıya benzetebiliriz. Diğer yönetmenlerin yaptıkları ile ilgili hiçbirşey bilmiyordum ama sonuçta bu bilmeme durumu bana korkumdan arınmama olanak sağladı.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olabilir mi?

Umarım. Ama maalesef bürokratlar, politikacılar ve iktidar sahibi olanlar bu tür filmlere gitmiyorlar. Buna karşın, dünyanın üzerinde çekilen filmlerin çoğu şu anki durumu yansıtıyor ki bence bu da oldukça gülünç bir sonuç yaratıyor.

11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Sanırım evet. Bunun nasıl bir etki olacağını bilemiyorum ama besbelli ki dünyayı algılayaşımız, insanoğlunun geleceği ve davranışları 11 Eylül ile birlikte değişti. Bu değişiklikler elbette tüm film yapımcılarını da etkileyecektir.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Küreselleşme ile ilgili şu romantik düşünce, dünyanın küçük bir köye dönüşeceği fikri bu andan itibaren tamamen değişecek. Kanımca bir düzelme için dünya bu istikamette ilerlemeli. Ancak dipte insanlar kendi kültürlerine dönmeye başladılar, kendi dillerine,kendi geleneklerine, kendi ırklarına... Yeni bir çeşit ırkçılık, ötekinden korkma üzerine kurulu bir milliyetçilik doğdu.



diğer yönetmenler...




















Amos Gitai - İSRAİL

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Toronto film festivalinden dönüyordum, Paris'teydim. Aslında 11'inde geri dönecektim ama Michel Popper bana 10'unda dönmemi tavsiye etti. Şimdi düşünüyorum da 10'unda dönmek oldukça iyi bir fikirmiş, sonuçta insanlar Toronto'da mahsur kaldılar. 11 Eylül günü Paris'e vardığımda hava alanında beni Laurent Truchot karşıladı ve Vespa'ya, Marin Karmitz ile randevumuza götürdü. "Kedma" için anlaşma imzalayacaktık. Anlaşma ile ilgili son detayları görüşürken, televizyonu açmamızı söylediler. İkiz kulelere saldırılar gösteriliyordu. Televizyon, bu şok edici gelişmeleri çeşitli açılardan göstermekten, tekrar tekrar göstermekten çekinmedi.

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

Bu oldukça zor ancak bir o kadar da keyifli bir projeydi. Sonuçta ben de zor şeyleri denemeyi severim.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Hayır.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Medyanın olaylara yaklaşımı. Bunları filme aktarmak: "Daha büyük, daha iyi."

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Bir iki esgiz yeterli oldu.

Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Benim hoşuma gitti. Ana temayı belirleyip, konuyu belirli bir süreyle sınırlı tutmanın iyi bir yol olduğunu düşünüyorum. Ben, sonunda tek sahneden oluşan, 300 m'lik bir çekim yapmayı uygun gördüm.

Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısı ne yöndeydi?

Çekim süreci, güzel ve heyecan vericiydi. Ekip, İsrail'in dramatik gerçeğini tek bir sahneye sıkıştırmak gibi zorlu bir görevi üstlenmenin keyfini çıkardı.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

Hayır, ancak konsepte bağlılık anlamında evet.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olabilir mi?

Sinemanın içinde bulunduğumuz durumların dengesini bozabilecek bir gücü var. Bu olumlu bir rol ancak bunun, içinde yaşadığımız gerçekliği doğrudan değiştirebileceğini sanmıyorum.

11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Evet, olabilir.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Mümkün ama bence bunu tarihçilere bırakalım da, onlar kendi teorilerini geliştirsinler.



diğer yönetmenler...








Mira Nair - HİNDİSTAN

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Toronto film festivalinde "Muson Düğünü" adlı filmimin basın gösterimine hazırlanıyordum. Çok şaşırdım, etkilendim. Daha sonra oyuncu arkadaşlarımla birlikte televizyon seyretmeye gittik.

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

New York'taki Güney Asya'lı birisinin gözünden, dünyada olup biten hakkındakı görüşlerimi sinemasal bir dille aktarabilme fırsatıydı.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerinizi ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Hayır.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünüz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

11 Eylülden beri dünya üzerinde etkisi gittikçe daha fazla hissedilen İslam fobisini ortaya koyan bir film yapmak istiyordum.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Senaristim öyküyü bir gazete haberinden buldu.


Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

Bence zaman kısıtlaması, biçimci bir fransız saçmalığından ibaret.

Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısı ne yöndeydi?

Özel ve zorlu bir deneyimdi. Gerçek karakterlerle, onları oynayan oyuncuların yan yana olması bizde güçlü bir gerçeklik hissi yarattı.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

Ben bu çalışmayı kollektif bir süreç olarak değerlendirmiyorum. Diğer yönetmenlerin tümüne derin bir saygım var ve filmleri hakkında mutlu bir merak içindeyim.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olabilir mi?

Sinema yaşadığımız dünyanın olmalı. Bu fenomen, provoke etmek, neşelendirmek, insanları harekete geçirmek ve uyudukları derin uykudan uyandırmak için kullanılmalı.

11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Evet.



Sizce 11 Eylül olayları, tarihi bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Evet.



diğer yönetmenler...









Sean Penn - A.B.D.

10 Eylül 2001 gecesini arkadaşlarımla, Los Angeles'da bir otel odasında geçirdim. Aksam 11:00'le sabah 04:00 arasında, tuhaf bir şekilde uluslararası terörizm üzerine hararetli bir tartışmada bulunduk. Ertesi gün, benimkinden daha düzgün bir gece geçirmiş olan bir arkadaşım, bana telefon açtığında içinde bulunduğum durum uyuklamaktan çok sızmışlıktı. Arkadaşım televizyonu açmamı söyledi. Söylediklerini dinlemeden yüzüne kapatıp, uyumaya devam ettim. Sabah saat 10:00'da bir provoya yetişmek üzere aceleyle stüdyoya koştum. Biraz geç kaldığım için radyoyu açmadan doğruca yola konsantre oldum. Stüdyo girişine geldiğimde kapıdaki görevliler orada ne işim olduğunu sordular. 11 nolu stüdyoda provam olduğunu söyledim. "Bugün yok", "olmayacak" gibi şeyler söyleyip başka bir açıklama yapmadan beni geri çevirdiler. Otele dönerken, yolda radyoyu açıp korkunç haberi aldım. O sırada her iki kule de yıkılmış, Pentagon vurulmuş, 93 numaralı uçak düşmüştü. Otele dönüp, televizyonu açıp, bu korkunç günü sindirmeye çalıştım.

Gözlerimi kapatıp, tüm bu olanlarla ilgili bir rüya, bir fikir, bir şiir üretmem istendiğinde, bunun hissettiklerimi ifade etmek adına mükemmel bir fırsat olduğunu düşündüm. Çekimlere başlamadan önce, bir sanatçı olarak dünyanın şu an içinde bulunduğu durum hakkında durup düşünmemiz gerektiğini farkettim. 11 Eylül'den sonra bu konuyla ilgilenmeyen ve dünyanın yeni haliyle ilgili olmayan bir filmimi iptal ettim. Derin bir nefes alıp, bu yeni dünya üzerinde zorunluluklarımızın ne olduğunu anlamaya başlamak istiyordum.

O gün olan olaylar, trajik oldukları kadar medya ve toplum tarafından da ön plana çıkarıldılar. Sanırım tüm bu olanlar sırasında, sadece o gün olan korkunç olayları değil, sarhoş bir sürücü yüzünden oğlunu kaybeden anneyi, aşırı dozdan ölen bir çocuğu, cinayete giden bir kızı veya hastalik yüzünden kaybedilen bir babanın acısını da anımasadık. Ölüm ve kayip her gün yaşanan şeyler ve bunları acı takip ediyor. Sorun, bugünle barışık olabilmek ve yarının daha iyi olacağına inanabilmektir.


Shohei Imamura - JAPONYA

11 Eylül olayları sırasında neredeydiniz? Olanları öğrendiğinizde neler hissettiniz ?

Evdeydim. Terörizmin, dünyadaki en güçlü ülkeyi bile vurabileceği gerçeğiyle sarsıldım.

Yoğun programınız arasında, bu çağrıya, 11 Eylül olayları ile ilgili 11 kısa film kollektif projesine katılmayı kabul ettiniz. Neden?

Bush savaş ilan etti. Sanırım bu uzun bir savaş olacak.

Bu proje öncesinde de "11 Eylül" olayları ile ilgili görüşlerini ifade etmek için bir girişimde bulundunuz mu?

Hayır. Kütüphaneden, "2000 yılında İslam" adında bir kitap aldım ama kitap çok uzun ve ağırdı. Yarısını bile bitiremedim.

Kısa filminizle gün ışığına cıkarmak istediğiniz olay veya kişisel görüşünürz neydi? 11 Eylül'ün sizin üzerinizdeki kişisel yankısı nedir?

Bush, Amerikan bayrağının önüne geçerek ülkesine olan sevgisini açıklayıp, halkından mill dayanışma içinde olmalarını istedi. Bu görüntü bana nedense abartılı geldi.

Filmizin hikayesini nasıl geliştirdiniz? Fikir birden mi gelişti yoksa üzerinde uzun zaman düşünmek mi gerekti?

Masuji Ibuse şiirlerinden oluşan bir seçkiyi okuyordum. Kitapta, Tou Fou'dan çeviri bir şiir de vardı ve şiir beni gerçekten çok etkiledi. Şiir kısa ve vurucuydu. Şiiri okur okumaz, Daisuke Tengan'a şiiri temel alan bir senaryo yazmasını söyledim.

Kısa filmin 11 dakika, 9 saniye ve 1 kareden oluşmasına ilişkin zaman sınırlaması sorun yarattı mı?

11 dakika çok kısa bir zaman. Bu süre için de çalışmak epeyce zor oldu. Benim filmlerim diyaloglar üzerine kuruludur. Bu yüzden uzun metraj çalışmayı seviyorum.

Oyuncu ve teknik ekibin filme katkısından ve çekim sürecinden bahsedebilir misiniz?

Ken Ogata'dan Tou Fou'nun şiirini okumasını istedim. Nijiko Kiyokawa komedyenlikten gelmiş ve yeteneği herkesçe bilinen bir oyuncu. Onu seçmemdeki ana sebep, hikayenin ilk versiyonunda daha ön planda olan büyükannenin, yılan gibi davranan torununa gösterdiği yakınlığı aktarabilecek sıcaklığa sahip olmasıydı. Ancak, maalesef Nijiko çekimler başlamadan hemen önce hastalandı ve çok geçmeden onu kaybettik. Yerine başka birini blmak zorunda kaldım. Oldukça talihsiz bir durumdu.

Projedeki yönetmenlerin hiçbiri, diğer meslektaşlarının çektiği filmler hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan filmlerini çektiler. Bu sizin için sorun oldu mu?

Hayır bu benim için sorun olmadı. Filmin farklı ülkelerden, farklı düşünceleri yansıtacak olmasından memnundum.

Sizce, bu film yaşadığımız dünyaya yeni bir bakış açısı getirebilir mi? Sinema, barışı sağlayacak bir araç olma görevini üstlenebilir mi?

Barışı sağlayacak bir araç? Bu bana pek olası gelmiyor.

11 Eylül bundan sonraki filmlerinizi etkileyecek mi?

Bu filmi çekerken, filme kafa yormaktan 11 Eylül olaylarını düşünmeye fırsat bulamadım. Genellikle filmlerim 150 sahne içerir, bu sefer 15 sahne ile bir film çıkarmaya çalıştım.

Sizce 11 Eylül olayları, tarihin içinde bir dönüm noktası mı olacak? Tarih, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak mı değerlendirilecek?

Fransız ve Rus devrimi gibi bir dönüm noktası mı? Hiç sanmıyorum.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla 


Forum Atla:
11 Eylül Yönetmenleri Konusu Hakkında;

11 Eylül Yönetmenleri filmi izle, 11 Eylül Yönetmenleri rapidshare indir,11 Eylül Yönetmenleri Türkçe altyazı


İletişimAltyazıYukarıya dönİçeriğe DönHafifleştirilmiş SürümRSS Beslemesi
mirc